Joomla ServiceBest Web HostingWeb Hosting
Anasayfa Medyadaki Yazılarım MALPRAKTİS NEDİR? NE DEĞİLDİR? -TIBBİYELİ 3. Sayı

MALPRAKTİS NEDİR? NE DEĞİLDİR? -TIBBİYELİ 3. Sayı

MALPRAKTİS NEDİR? NE DEĞİLDİR?

 

 

 

 

Malpraktis Deyince Vur Abalıya!

Son zamanlarda sıkça kullanılan ve ne yazık ki tıp uygulamalarıyla özdeşleştirilmeye çalışılan malpraktis(malpractice) sözcüğü aslında her meslekteki hatalı, yanlış uygulamaları kapsamaktadır. Şöyle ki; adalet alanındaki yanlış uygulamalar için hukuki malpraktis, mimarlıktaki yanlış uygulamalar için de mimari malpraktis söz konusudur. Ancak ne yazık ki günümüzde diğer alanlarda yapılan ve ülkemizi hem içeride hem de dünyada çok olumsuz etkileyen birçok malpraktisten söz edilmezken medyanın ve egemen güçlerin etkisiyle tıbbi malpraktis daha çok öne çıkarılmaktadır. Kuşkusuz hatasız insan yoktur, tıp mesleğinde de hatalar olacaktır. Ancak bu hataları değerlendirirken olayın hangi koşullarda geliştiği ve tıp mensubunun kendi eyleminin dışındaki faktörlerin bu olumsuz sonuçta rolü olup olmadığı da mutlaka araştırılmalıdır. Oysa medyada çıkan haberlerde her türlü olumsuzluğun sorumlusu olarak doktor gösterilmektedir. Bu en azından insafsız bir değerlendirmedir ve çok kötü bir önyargıdan kaynaklanmaktadır. Amerikalı lider Malcolm X medyanın halkı nasıl etkilediğini çok güzel aktarmış: “Dünyadaki en güçlü işletme medya. Suçsuzu suçlu, suçluyu suçsuz yapma güçleri var. Çünkü kitlelerin zihinlerini kontrol ediyorlar.”

Ayrıca hekimlere gösterilen bu yargısız infaz tarzı yaklaşımın halktan da ilgi görmesi daha da vahimdir. Herhalde hastalarımız da bizleri sevmiyor hatta bize öfke duyuyorlar! Çünkü bu yaklaşımda sevgi, empati ve anlayışın izleri görülmüyor. Oysa bir köşe yazarı kendi köşesinde yaptığı bir hatayı ertesi gün ne kadarda şefkatle ve önemsiz göstererek düzeltiyor farkında mısınız? Kendilerine gelince anlayışlı, ılımlı, şefkatli, hekimlere gelince vur abalıya! Bu ne yaman çelişkidir böyle! Bizler ülkemizde son derece kısıtlı olanaklarla halkımızın sağlığını korumaya ve geliştirmeye çalışıyoruz. Elbette bu kadar yoğun hizmet verirken bazı aksamalar hatalar da olacaktır. Kendimizden kaynaklanan hataların bedelini de ödemeye hazırız. Bedel derken yalnızca hapis veya para cezasını kastetmiyorum. Bizler insan denen muhteşem yapı üzerinde çalışıyoruz ve insanın ne olduğunun farkındayız. Hukuk sistemi dışında, bir hatamız olduğunda vicdani olarak da bunun cezasını çekmekteyiz zaten. Yazının bu bölümü çok karamsar oldu ama haksızlıklar gerçekten rahatsız edici. Neyse şöyle bağlayalım: Bu kadar eleştiriye rağmen kimse ülkemizde sağlık yoktur demiyor, diyemiyor. Ama başka hayati alanların varlığına ilişkin kaygıları da hep duyuyoruz…

 

Tıbbi Uygulama Hataları (Tıbbi malpraktis)

Sözlükte malpraktis tanımı şöyledir; “Bir meslek mensubunun mesleğini, toplumda mesleğin ortalama basiretli ve saygın bir mensubunun her şart altında uygulaması gereken bilgi ve beceri ile uygulamaması sonucu hizmetten yararlanan kişiye bir zarar vermesi.” (Black’s Law Dictionary).

 

Ülkemizde “hekim hatası”, “doktor hatası”, “tıbbî hata”, “tıbbî hizmetlerin kötü uygulanması”, “tıbbî yanlış uygulama” gibi kavramlar kullanılmaktadır. “Tıbbî hata”yı bir doktorun tedbirsizlik, dikkatsizlik, meslekte acemilik veya kurallara uymama sonucu tedavi ve bakım standartlarına uymayan davranışları ile hastasına zarar vermesi” olarak tanımlamak mümkündür.

 

Hastanın tanı ve tedavisi sırasında ortaya çıkan istenmeyen durumların hepsi malpractise veya “tıbbi hata” olarak nitelendirilmemelidir. Tıbbi malpractise ya da tıbbi hata; “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeni ile bir hastanın zarar görmesi; hekimliğin kötü uygulaması” olarak tanımlanmaktadır (TTB Etik İlkeleri madde 13).

Bu tanım yasadaki “tedbirsizlik, dikkatsizlik, meslek ve sanatta acemilik” kavramlarıyla örtüşmektedir. Malpractise “Bir doktorun itinasızca veya yanlış tedavisi” olarak da tanımlanmaktadır.

 

Tıbbi terminolojide sıkça kullandığımız komplikasyon ise “Bir hastalığın seyri esnasında oluşan ikinci bir hastalık, mevcut hastalığa eklenen diğer bir hastalık veya bozukluktur”. Komplikasyonun yasal uygulamadaki karşılığı bazı yazarlara göre “İzin verilen risk” olarak yorumlanmıştır. Bu tanıma göre; hekimin tıbbın kabul ettiği normal risk ve sapmalar çerçevesinde davranarak gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen ortaya çıkan istenmeyen sonuçlardan yasal olarak sorumlu olmayacağı belirtilmektedir.

 

Başka bir anlatımla hastanın tanı ve tedavisi sırasında gelişen istenmeyen durumlar bazen olaya eklenen başka bir hastalık şeklinde tanımlanabilen “komplikasyon” şeklinde bazen de uygulanan tedavideki eksiklikler veya ihmal nedeniyle ortaya çıkan istenmeyen durumlar şeklinde tanımlanabilen “tıbbi hata” şeklinde görünmektedir.

 

Ülkemizde tıbbi işlemler sırasında neden oldukları yaralanma ve ölüme sebebiyet durumlarında hekimler hakkında özel yaptırım gerektiren bir kanun henüz yoktur.

Bir malpraktis yasa tasarısı hazırlığından söz edilmektedir ancak henüz yürürlüğe girmemiştir. Genel olarak TCK 85 ve 89. maddeleri kullanılmaktadır. Bu maddelerde “Taksirle bir insanın ölümüne veya yaralanmasına neden olan kişiler hakkındaki cezai yaptırımlar belirtilmektedir.

Yakın zamana kadar 1219 sayılı yasa uyarınca sağlık çalışanları Ceza Mahkemelerinde yargılanırsa mutlaka Yüksek Sağlık Şurası’nın görüşüne başvurulması zorunluydu(madde 75).

Ancak Anayasa Mahkemesi, 03.06.2010 tarihinde yaptığı incelemede, tıbbi hata iddiasına bağlı olarak sağlık personeli aleyhine açılan ceza davalarında Yüksek Sağlık Şurasından görüş alınma zorunluluğu getiren 1219 sayılı yasanın 75. maddesini anayasaya aykırı bularak iptal etmiştir. Bu değişiklik yargılama sürecini hızlandıracak niteliktedir.

İptal edilen yasa maddesi şu şekildedir. “MADDE 75 - Tababet ve şubatı sanatlarının icrasından mütevellit ceraimde mahkemelerin muvafık görecekleri muhtebirin rey ve mütalâasına müracaat hakkındaki serbestileri baki kalmak şartiyle meclisi âlii sıhhinin mütalâası istifsar edilir.”

 

Tan yeri ağarınca hırsızın gözü kararırmış

Son zamanlarda sağlıkta örnek aldığımız, peşinden gittiğimiz ülkelerdeki gibi; hekimlerin hatalarından yüklü tazminat koparma çabalarının arttığına tanık olmaktayız. Ama istediklerini kolayca alamayacaklar. Herkes kendi hakkına razı olmak durumundadır, başkalarınınkine değil.

Ülkemizde 2005 yılında yürürlüğe giren Ceza Yasası ve Ceza Muhakemesi Yasası, malpraktisle suçlanan hekimin yargılamasında eskiye göre önemli değişiklikler getirmiştir. Bu konuda Tıbbiyeli’nin ilk sayısında CMK 67. maddeye atıfta bulunmuştuk hatırlarsanız. Artık malpraktis iddiasıyla yargılanan veya kovuşturulan hekimlerimizin elinde etkin savunmalarına yardımcı olabilecek çok önemli kozlar mevcuttur. Yeter ki iyi düzeyde hukuksal ve tıbbi destek alabilsinler. Bu desteklerin alınmasında ve organize edilmesinde ise kuşkusuz anahtar branş adli tıp olacaktır. Meslek yaşamımda özellikle son yıllarda, üzerinde çalıştığımız birçok olgu örneğinde adli tıp desteğinin, yargılama aşamasında hekimlere ve adalete ne kadar yararlı olduğuna bizzat tanık oldum. Bilgimizle aydınlattığımız olgulardaki bu olumlu etkileri görmeye devam edeceğimize inanıyorum, çünkü “Bilgi en büyük güçtür.”

Bu yazıda malpraktis konusuna genel bir giriş yaptık, bu konuda mağdur olan meslektaşlarımızın kendilerini nasıl haksızlıklardan koruyabilecekleri ve yeni yasal mevzuatın getirdiği hakları önümüzdeki sayılarda irdeleyeceğiz.

Sağlıklı ve umutlu günler dilerim…

 

 

 

Kaynaklar.

1. Özkara E, Çoker A, Hancı İH. “Legal liability and medico-legal problems of surgeons in Turkey(Türkiye’de genel cerrahın yasal sorumlulukları ve mediko-legal sorunları)”, Ulus Travma Derg. 2004, 10(1); 3-10. (Turkish)

2.Katoğlu T. Hekimin cezai sorumluluğu ve yeni Türk Ceza Kanunu. Sağlık Hukuku Sempozyumu, 17 kasım 2006, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, sayfa; 217-221.

3. Özkara E, Hancı İH. “Türkiye’de Acil Hekiminin Yasal sorumlulukları”, SSK Tepecik Eğitim Hastanesi Dergisi, 13(3):129-137(2003).

4.Özkara E, Yavuz İ.C. “Acil Serviste ve genel hekimlik uygulamasında hasta otonomisi kavramının yansımaları” , Acil Tıp Dergisi, 3(2),32-37(2003).

5. Özkara E, Hancı İH. “Türkiye’de Nöroşirürjiyenin Yasal Sorumlulukları ve Medikolegal Sorunları”, Türk Nöroşirürji Dergisi, 13(3):213-220 (2003).

6. Ersoy Y. “Tıbbî Hatanın Hukukî ve Cezaî Sonuçları”, TBB Dergisi, Sayı 53, 2004, 161-189.

7. Hakeri H. Tıp Hukuku. 3.baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık; 2010.

 

http://www.izmirtabip.org.tr/dergi/default.asp?L=TR&did=4